26 Aralık 2011 Pazartesi

İNSAN OLMAK

İnsan olmak sadece insan görünümüne sahip olmakla olmaz.Nice kişiler bilirim ben insan olmayan.İnsan olmak, kendini geliştirmek, düşünmek anlamına gelir.İnsan olmak için her gün, her saat, her saniye düşünmek ve kendini geliştirmek, belirli bir kişiliğe sahip olmak, prensiplerinin olması gerekir.Her gün ayrı bir pembe dizi, Türk dizisi izleyerek, dedikodu yaparak, topluma faydasından çok zararı olan bir -sözde- birey olmak ile insan olunmaz.

Örnek veriyorum, kendinize ait bir odanız var.Bu odayı her gün topluyorsunuz.Niçin başka bir şekilde toplamayı düşünmüyorsunuz?Veya 8 saat uyuyorsanız niçin 6 saat uyumuyorsunuz.Atalarımız Osmanlılar, asla güneş doğduktan sonra uyumazlardı.600 yıl dünyanın en güçlüsü oldular.Niçin derslerinize çalışmıyorsunuz?Ders çalışacağınız o saatleri doldurduğunuz gereksiz şeyleri sorumluluklarınızdan sonra yapsanız hiçbir şey kaybetmez, kazanırsınız.Veya gençlerimiz neden interneti sadece sosyal paylaşım sitelerine girmek için kullanıyorlar, tüm bilgiler parmaklarının altındayken, kendilerini geliştirebilecek iken...

Daha önceki yazılarımda İlluminati adlı bir örgütün olduğundan, arkasında ise İsrail'in olduğundan bahsetmiştim.İşte, şu anda ki gençlerimiz tam onların istediği gibi, düşünemeyen bir nesil...

İsrail'de Coca Cola tüketiminin çok az olduğunu - onların kurduğu bir firmadır-, TV kullanımının alt seviyelerde olduğunu, eğitime öğretime çok önem verdiğini, bayanların da askerlik yaptığını ve askerliğin çok sert olduğunu - bir de bedelli askerlik diyorlar ülkemizde, rezillik - biliyor muydunuz?
Tabii ki dünyayı yönetirler, ne olacaktı başka?

Sevgilerimle

DÜŞÜNMEK

İnsanlar düşünmüyor, düşünemiyor veya düşünmek istemiyor...İnsanlar artık iletişime geçemiyor, geçmiyor.Şu zamanda böyleyse halimiz, 20 30 yıl sonra ne olacaktır acaba?Gelişen teknoloji ile video oyunları ve bilgisayar, televizyon gibi aletler, zihnimizi uyuşturuyor, boş şeylerle meşgul ediyor, düşünmemizi engelliyor.Eğer insanoğlu ileride rahat ve huzurlu bir hayat istiyorsa şimdiden çalışmaya ve düşünmeye başlıdır.Halimiz öyle ki insanlar artık düşünmeye vakit bulamıyor, düşünmediğini veya düşünemediğini bile anlayamıyor.
Artık uyanmalı,kendimize gelmeli ve düşünmeye başlamalıyız...  

20 Aralık 2011 Salı

OLUMLU DÜŞÜNCE


Bir ustanın söylediği gibi; "Bu gün hayatınızın geri kalan kısmının ilk günüdür." Önünüzdeki hayatın ilk gününde ne yapmayı, bundan sonra devam eden hayatınızı nasıl geçirmeyi düşünüyorsunuz? 

Bu düşünceyi milat sayıp kendi yaşamınıza dönük yeni kararlar verebilirsiniz. "İnsanların verebileceği en önemli karar kendi yaşamlarıyla ilgili kararlardır. Benim yaşamım sıradan, sürüden bir hayat mı olacak, yoksa kendine özgü hedefleri olan olağanüstü bir hayat mı olacak?" der Doğan Cüceloğlu.

Nasıl bir gelecek istediğiniz size bağlı. Bu bir seçim. Biokompütürünüze istediğiniz programı yükleyebilirsiniz. Hayata anlam katmak, onu verimli kılmak sizin elinizde. Manevi değerleri yaşamak, yaşatmak, evrensel değerlerle barışık olmak sizin elinizde. Bunun tersini düşünmek de sizin elinizde; acıyı, hüznü, olumsuzlukları, arabesk bir hayatı seçmek gibi...
 
Gelecek günlerinizin geçmiş günlerinize benzemesini ister misiniz? Umuda yolculuğunuzu yarıda kesmek ister misiniz? "ŞİMDİ BURADA"yı, yani ŞİMDİ'yi, içinde bulunduğunuz "AN"ı nasıl yaşıyorsanız kendinizi geleceğe o modda, o duygu içinde taşıyorsunuz demektir. Dönüp geriye bakıyorsanız "ŞİMDİ"yi atlıyor, "ŞİMDİ"yi yaşamıyorsunuz demektir. Eğer "şimdide" olup bitenlere kulak verirseniz dün-bügün-yarın bağlamında varsınız demektir. Dün zaten yaşandı. Bu gün sizi yarına bağlıyor. Anlamlı ve doyumlu yaşayıp onu yarınlara taşımak ister misiniz? 

Yaşamınızı hep acil, ama önemsiz işlere mi, yoksa kendinizi geliştirecek önemli işlere mi tahsis edersiniz? 

Ümitsizliğe düşmeden "BU GÜN YARINDIR" düşüncesiyle hayatınızın geri kalan kısmının ilk gününde geleceğe köprü kurmak da sizin elinizde. 

Sizi değiştirecek tek kişi sizsiniz. 
Keyifle okuyup istifade ettiğim, günü birlik ilişkilerde anlattığım Shad Helmstetter'in bir öyküsünü sizinle paylaşmak istiyorum. 

"Zihinsel apartman daireniz" 
Bir an için zihinsel bir apartman dairesini, düşüncelerinizde yaşadığınız bir yeri hayal edin. Bu zihinsel daire kendiniz ve çevrenizle ilgili düşündüğünüz her şey ile döşenmiş olsun. Bu zihinsel apartman dairesindeki eşyaların çoğu kullanılmış eşyalardır. Bu eşyalar bize ana-babalarımız, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz ve bilinçaltımızı programlamaya yardımcı olmuş herkesten geçmiş eski olumsuz düşünme tarzlarıdır. Sakladığımız ve zihinsel apartman dairemizde kullandığımız eşyaları bu insanlardan almışızdır. 

Eşyaların (olumsuz düşüncelerimizin) çoğunun elden düşme ve eski olduklarını hayal edin. Eski yıpranmış kanape sarkıyor, sandalyeler kırılmış, sert bir biçimde oturulduğu takdirde kırılmaya hazır. Duvarlarda sararmış sormuş resimler. Mutfak masası eğri duruyor. Tabakların uçları kırılmış ve çatlak, hiçbir fincanın kulpu yok, uzun bir süre önce kopmuş. Yatak yaylarının spiralleri aradan görülüyor, paslı ve eğrilmiş. Yerdeki kilimde yama ve delikler var. 

Şimdi diyelim ki evinize gelip bütün bu eski eşyalardan kurtulmanıza yrdımcı olmayı kabul ediyorum. Size eski olumsuz düşüncelerinizden kurtulmanıza yardımcı olacağımı söylüyorum. Bütün o ikinci el eşyalarınızı dışarı taşıyıp garaja depoluyoruz. Her parçayı, her tabağı, kilimi, masayı, yatağı, kanapeyi ve sandalyeyi kaldırıyoruz. İçimizdeki eski ve olumsuz inancı dışarı çıkarıyor güzden uzak bir yerde saklıyoruz. Böylece ben sizden ayrılıyorum. Ben ayrıldıktan sonra siz zihinsel apartman dairenizin ortasında duruyorsunuz. Bomboş ve tertemiz. Görünürde ne bir olumsuz düşünce, ne bir kanepe, ne bir resim, ne de bir sandalye var. Etrafınıza bakıp düşünüyorsunuz. "Bu mükemmel bütün eski olumsuz düşüncelerimden kurtuldum. Simdi olumlu düşünen biri olabilirim". Zihinsel apartman dairenizde yürüyor. Sonra biraz daha ayakta duruyorsunuz. O akşam biraz daha geç bir vakitte kendiniz ve boş bir apartman dairesi dışında hiç bir şey olmayan bir yerde bir iki saat vakit geçirdikten sonra ne yapabileceğinizi tahmin ediyorsunuz? 

Dışarıya eski eşyaları depoladığınız garaja gidip bir tane sandalye alacak, bir masa, ve belki bir iki tabak getireceksiniz.
Bizler en çok, en fazla birlikte yaşadığımız düşüncelerle rahat ederiz. Bu düşüncelerin bizim için en iyi düşünceler olup olmaması önem taşımaz. Bizim bildiğimiz onlardır. Kendimizi yanında en güvenli hissettiğimiz şeylerdir onlar. Kısa sürede eski sadık TV'nizi bile getirmiş olabilirsiniz. Birer birer eski zamanın yıprattığı olumsuz düşüncelerinizi zihinsel apartman dairenize getirmeye başlayacaksınız. Neden? Size eski eşyaları taşımanıza yardımcı olduğum zaman onların yerine koymak için yeni eşya vermedim. Eski olumsuz düşüncelerin yerine koymak için yeni olumlu düşünceler vermedim.

Olumsuz düşünceyi durdurmaya karar verdiğiniz ve eskinin yerine koyacağınız hazır, yeni olumlu kelimeleriniz olmadığı zaman geçmişin eski, rahat, olumsuz, içe dönük kelimelerine döneceksiniz. Eski eşyalarınızdan kurtulup onları garaja sakladıysanız ve yerine koyacak yeni eşyanız yoksa üç hafta içinde sizi tekrar ziyaret edecek olsaydım, bütün eski eşyalarınızı tekrar apartman dairenize taşımış olacaktınız. Muhtemelen onları yeniden düzenleyip farklı görünmelerini sağlayacaktınız. Ama aynı eski eşyalar; ilk etapta sahip olduğunuz aynı eski programlama olacaktı. 

Eskiyi yeni ile değiştirin
Öyle ise bunun yerine, zihinsel apartman dairenizi yeni eşyalarla donatın. Zihinsel apartman dairenizde şöyle bir yürüyün. Ve etrafınıza bakın. Gördüğünüz oldukça güzel bir manzaradır. Bir zamanlar parçalanmış umutlar ve kırılmış hayaller şimdi heyecan verici ışıl ışıl başlangıçlarla doludur. Yeni zihinsel eşyalar kendine güvenin sağlam ayakları üzerinde durur. Sinir bozukluğunu ve sessiz teslimiyeti, başarı umudu ve inancın şevkiyle değiştiriniz.

“Bu gün hayatınızın geri kalan ilk günüdür”. Olumlu düşünce üretmek sizin elinizde. Haydi niyet edelim, “Niyet ettim değişmeye”. Anlamlı, doyumlu, sağlıklı ve çoşkulu bir yaşam dileğiyle...

Sevgiyle kalın, hayırla kalın.

Reşat ATALAR

25 Kasım 2011 Cuma

Blog Yazarken Nelere Dikkat Etmeli? 2

Hatırlarsanız daha önceki bir yazımda blog yazarken nelere dikkat etmemiz gerektiğini yazmıştım.Şimdi ise karşılarınızda devamı...



Blogunuz tanındı, ziyaretçiler geliyor, belki para kazanmayı bile düşünüyorsunuz.Ama;
  • İmla ve yazım kurallarına dikkat etmelisiniz.Mesela ''bloq yzrqen nelere tikkat etmeliyiz'' yazarsanız sap gibi ortada kalırsınız
  • Okuyucuyla samimi olmalısınız, ama dozunu kaçırmadan.
  • Gerektiğinde espri yapmalısınız, hep resmi olmamalısınız.
  • Hep aynı tür haberler yaparsanız, veya bir konuya çok yoğunlarşırsanız okuyucular sıkılabilir.Gerektiğinde çerçevelerin dışına çıkmayı bilmeniz gerekir.
Kolay gelsin:)

Teknoloji Gözünüze Girecek

Akıllı telefonların piyasaya çıkışıyla başlayan mobil internet çılgınlığı sizce daha ne kadar ileri gidebilir? Bilim adamları bu konudaki en radikal adımı gerçekleştirdi. Her daim ellerinden mobil cihazlarını bırakmadan yaşayan kullanıcıların teknoloji gözlerine girecek. Tasarlanan bir kontak lens, kablosuz ağ bağlantı sayesinde internet’i girmenizi sağlayacak.



Finlandiya’daki Aalto Üniversitesi geliştirdikleri bu yeni nesil teknolojinin kobaylar üzerinde başarılı sonuçlar verdiğini açıkladı. Oyunlar için de uygulanabilecek bu yeni teknolojiyi elinizde tuttuğunuz bir kontrol cihazıyla yönlendirebiliyorsunuz. İsviçreli Sensimed şirketinin haklarını satın aldığı dijital kontak lenslerin piyasaya sürülmeden önce bir iki sorunu çözmesi lazım. Güç kaynağı sıkıntısı çeken lensin yapılacağı maddenin de çok pahalı olması seri üretim için engel teşkil ediyor. Firma, teknolojiyi gözünüze sokmak için ciddi oran da bir Ar-Ge bütçesini projeye ayırdı

Kaynak: http://www.techno-labs.com

Bilinçaltı

Belki de insanlığın en büyük sırlarından birisidir biliçaltı.Şimdiye dek sırrı en az çözülmüş olan organımız beynimizin bizlere oynadığı bir oyundur belki de biliçaltı.Artık her neyse, içinde kaldığımız derin ikilemlerin, çok düşündüğümüz şeylerin, nefret ettiğimiz, hatta seveceğimiz, aşık olacağımız kişinin özelliklerine kadar her şeyin depolandığı bir yerdir bilinçaltı.Hani filmlerde görürüz ya, baş karekterin çok sevdiği birisi ölür, ya da başka bir şey olur, yapmaması gereken şeyleri yapar, düşünmeden hareket eder falan.İşte o anlarda bilinçaltı kontrolü ele almıştır.Yukarıdan da anlayabileceğiniz gibi bilinçaltı bazen beynimizi tam zıttı kesilebiliyor.Ancak ne yazık ki, bu harikulade depo, İlluminati gibi örgütlerin sayesinde silaha dönebiliyor.İşte, sizlere internetten bulduğum bir makaleyi sunayım:



Kurtarıcı (Rescuer) adlı çizgi filmde bir anda parlayıp sönen çıplak kadın resimleri ekrana yansıtılmıştır.

Alaaddin çizgi filminde ise “evet gençler soyunun” (good teenagers take of clothes) sesi hipnotik bir tonda gizli olarak tekrarlanmaktadır.

Aslan Kral (The Lion King) adlı meşhur çizgi filmde yıldızlarla gökyüzüne “sex” kelimesi yazılmıştır.

Jessica Rabbit (Who Framed Roger Rabbit) çizgi filminde filmin kahramanı Jessicanın kaçış sahnesinde eteği açılıyor ve kahramanın iç çamaşırsız olduğu görülüyor.

Küçük Denizkızı (The Little Mermaid) çizgi filminin kapağında erkek cinsel organı gizli bir şekilde resmediliyor.

Reklamlardaki ve filmlerdeki başlıca bilinçaltı uygulamaları ise şöyle:

Camel’in logosunda kullandığı deve resminin sağ ayağında çıplak bir adam resmi bulunuyor. Yine Camel’in Smooth Karakter adlı tiplemesinde cinsellik tema olarak bilinçaltına kazınıyor.

Cola çeşitli yıllarda hazırladığı reklamlarda cinsellik öğesini kullanıyor. Bunlardan dikkat çekici olanı Feel the Curves (kıvrımları hisset) reklamında Colanın yanında yer alan buz tanelerinin arasında bir çocuğun erkek cinsel organına doğru ağzını uzatmasıdır. Yakın zamanda yapılan bir reklamda ise kutu Colanın üzerinde buzlarla çıplak bir kadın figürü oluşturulmuştur.

Pepsi ise kutu kola tasarımında “sex” yazısını gizlice çizgilerin arasına gömmüş ve bu şekilde satışlarını arttırmıştır.

Dövüş Kulübü (The Fight Club) filminde 25. kare tekniği ile elinde sigara olan Brat Pitt resmi filmin çeşitli yerlerine yerleştirilmiştir. Daha dehşet verici olanı ise filmin kapanış sahnesinde erkek cinsel organının gösterilmesidir.

Yukarıda bahsedilen örnekler tespit edilenlerdir. Kimbilir tespit edemediğimiz ve bilinçaltımıza cinsellik tohumlarını eken kaç film ve reklam vardır. Kendimizi ve çocuklarımızı dışarıdan ihraç edilen filmlerden ve dizilerden uzak tutmanın, sineme keyfine bir süreliğine ara verip evimizdeki TV’leri kapatmanın vakti geldi de geçiyor.

Mehmet Teber

Makalenin Kaynağı: http://www.zehirliok.net

Chemtrail Nedir?


Chemtrail, yani kimyasal püskürtme, dünyanın her yerinde, sivil ve askeri uçaklar tarafından uygulanan kimyasal püskürtmedir.

Ne zamandan beri Chemtrails uygulanıyor?


70'li yıllara dayanan eski fotoğraflarda, ilk defa chemtrails görülmüş, 80'li yıllarda faaliyetler (ABD başta olmak üzere) artış göstermiştir. 1998 başlangıcında "küresel proje" başlatılmış ve bugün dünyanın hemen her gün ve her yerinde sistematik püskürtme uygulanmaktadır.

Genel belirtiler


Rüzgar gücü ve çekme yönüne göre Chemtrails şeritleri havada saatlerce kalabiliyor ve gitgide yayılıyorlar. Yaklaşık 2 - 5 saat içersinde beyaz gri bir tabaka oluşup, gökyüzüne dağılıyor ve loş bir görünüm oluşuyor. Chemtrail bulutlarına, artık gitgide "normal" gözüyle bakılmakta, zira büyük şehirler üzerinde sürekli varlıklarını sürdürüyorlar.

Neden Chemtrails?


Alüminyum parçacıklarının bir izolasyon tabakası oluşturarak güneş ışınlarını yansıtıp küresel ısınma ile mücadelede yardımcı unsur olarak görülmektedir. Chemtrail'sin varlık nedenlerinden biride baryum oksidasyonunun, havada sera etkisi yapan karbondioksidi bağlayıp, etkisiz hale getirmek istenmesidir. Avrupa ülkelerinde işitilen diğer bir Chemtrail varlık sebebi ise, insanların bu gibi aksiyonlarla, olası bir kimyasal savaşa karşı aşı edilmesidir, yani insanların korunması için verilen bir mücadele olduğu idda edilmektedir.

Ancak bu gibi enformasyonlar doğru olsaydı, yıllardır uygulanan hava manipulasyonu niye insanlardan gizli tutulmak istenirdi ki? Aksine aluminyum parçacıkları atmosferdeki ısıyı tutma ve küresel ısınmayı tetikleme etkisi yapabilir. Eğer bir izolasyon (yalıtım) tabakası oluşturulmak isteniyor ise, metal parçacıkları 12 km yükseklikteki troposfer yerine, 50 km yükseklikteki stratosfere püskürtülürdü. Çünkü stratosfer tabakasında metal parçacıkları daha uzun zaman kalabilir ve güneş ışınları daha doğal refleksiyona tabi tutulabilirdi.



Metal parçacıkların troposfere püskürtülmesinin arkasında yatan başka düşünceler olduğu şekil kazanmıştır. Örneğin hava durumunu ve belli bölgeleri daha iyi kontrol edebilmek metal parçacıklarından yararlanarak HAARP teknolojisini kullanmak gibi.


Yazar Notu: Yazıda chemtrail teknolojisi ''kısaca'' tanıtılmış, ne işe yaradığı anlatılmıştır.Aslında resmi olarak insanlığa yardım amaçlı(!) yapılan bir şeydir.Ancak bu konuda çoğu kişi ''no chemtrail no H.A.A.R.P.'' sözüne katılıyor.Kim bilir, belki de amaçları oyun kartlarında yazdığı gibi bizleri paranoyak etmektir...